Avusturyalı yazar Stefan Zweig‘ in Olağanüstü Bir Gece isimli eseri uzun süredir okumak istediklerimden biriydi. Aynı zamanda yazarla ilk tanışacağım eseriydi. Bu yüzden bir yazarı ilk kez okuyorsanız hangi eserini ilk okuduğunuz önem teşkil eder. İlk eserin yaratacağı ilk intiba, yazarın sonraki kitaplarını okumak isteyip istemeyeceğinizi büyük ölçüde belirler.
Ben bu ilk tanışmadan çok memnun kaldım diyebilirim Bay Zweig 🙂 Anlattığı o “olağanüstü gece” de yaşananı anlamaya ya da duyguların neye bu kadar yükseldiğini çözmeye çalışırken sizi betimleme denizlerinde yüzdürüyor. Bu kadar derin betimlemelerden hoşlanmıyorsanız bu öykü hiç size göre değil. Bu bir roman olsaydı bu denli uzun tasvirler gerçekten çok yorucu olurdu ancak zaten kısa bir öykü olduğundan bir günde alıp başlanıp bitirilebilecek bir eser.
Konusu hakkında çok detay vermek istemiyorum çünkü zaten tek bir olayın etrafında dönüyor. Şöyle belirtmek gerekirse etliye sütlüye karışmadan sakin bir burjuva hayatı süren genç bir adamın “bir suça” karışmasını ve bu deneyiminin kendinde açtığı izleri anlatır. Betimleme denizi demiş olmam gözünüzü korkutmasın. Zweig’ ın akıcı diliyle bir çırpıda bitiyor kitap. Meraklısına tavsiye ederim, bir şans verin.